14 Kasım 2010 Pazar

4.sınıf olmak....

>offff offf!!!!
4.sınıf oldum.streslerdeyim. daha dün gibi okula kayıt olmam. daha kayıt olduğum gün anlamalıydım Sakarya'dan kaçmam gerektiğini. yağmur yağmıştı ve ben yağmuru sevmem. severim de camdan izlemeyi.
21 yıldır yalnızım. nedense bu yalnızlığım insanlara çok dokunuyor. özellikle de sevgilisi olanlara. bazen dışlandığımı hissetsem de seviyorum ben kendi kendimi. ben kimseye hesap vermek istemiyorum. kimseye ihtiyacım olduğunu da düşünmüyorum. çok çok nadir yanımda birini istiyorum;mesela böcek gördüğüm zaman. ben aşkı arayan tiplerden değilim. o beni bulur zaten. bu yönden aşırı bir kaderciliğim var. adamdan ilk gördüğümde hoşlanmazsam da sittin sene hoşlanmam hani ağızla kuş tutsa o konuda gene de bana yaranamaz. zaten ben kaçak bir insanım benden hoşlanıldığını hissettiğimde o kişiden direkt kaçarım,içgüdüsel olarak. balık burcuyum ya hassas bünye ben :)
şehir olarak sevmediğim ama içinde sevdiğim insanların bir kısmı bulunan şehri çark'taki turlarımı çok özleyeceğim. belki öyle kitaplara,filmlere konu olarak türden bir hayatım olmadı;ama içinde ben olduğum için seviyorum. gene olsa aynısını yaşar mıydım bilmiyorum;fakat ama lakin her şeye rağmen güzeldi be.
bu geçirdiğim 4 yılda yanımda bir erkek olsaydı daha mı güzel olurdu?
bu sorumun cevabını hiçbir zaman bilemeyeceğim ama 1 aylık dememe oldu.fragmanı beğenmedim ve filmi izlemedim.aslında çok film,dizi izlerim belki de onlardan etkilendiğim için kendi oynadığım ya da oynacağım filmin fragmanını beğenmedim.
çok liste yaparım. tarih manyağımdır. arşiv yapmaya bayılırım. kitaplara filmlere dayanama.müzelere hayranımdır. paris'e gitmeyi çok istiyorum. louvre müzesini görmeden ölürsem gözlerim açık kalır.eyfel kulesi de neymiş pehhh. mısır roma tarihi varken demir yığını da kimin umrunda. ama bunun yanında galata kulesini çok severim.
yazının başını unuttum sanırım he hatırladım. depresif bir yazı yazmaya başlamıştım. 4.sınıf olmakla,boşluğa düşmekle, eve dönmekle,işsiz kalmakla,hayallerini gerçekleştirememekle ilgili bir yazı olacaktı. yani sadece eğitim amaçlıydı. o kadar konuşuyorlar ki çevremdekiler sanırım o yüzden bütün muhabbetlerim erkeklere açılıyor.
toplum baskısını bu kadar üstümde hissettiğim için sinir oluyorum kendime. bence erkekler sigara gibidir. zararlıdırlar.yavaş yavaş ağlata ağlata öldürürler. ama ben sağlıklı bir yaşamı seçtim.fazla yağlı yemem,tuz şeker kullanmam.yakın yakına her sabah zencefil limon bal karışımı yerim. herkes cola içerken ben ayran içerim.
yürürüm. her şeye rağmen nasıl hala şişmanım bilmiyorum. bu konuda da üstümde baskı var. zayıflama baskısı. ben şişmanım ve mutluyum. bazen yürüdüğüm zaman bacaklarım ağrıyor ama o kadar. şişmanlıkla ilgili başka bir şikayetim yok. istediğim her şeyi alabiliyorken zayıflamaya kimin ihtiyacı varki.zayıflasam bile bu bir sağlık için iki elbise ve etekler için olur. başka hiçbir amacım yok. bu da benim elbise ve etek alacağım anlamına geldiği için beni ekonomik yönden sarsıntıya uğratır.
neyse yeter bu kadar uykum gelmeye başladı zahir.
öptüm kendimi,sevdim kendimi :)