11 Haziran 2011 Cumartesi
30 Ocak 2011 Pazar
arafff
Nefes bile almadan adlı şarkıyı dinliyorum. Kendini birini adamak hem çok kolay hem de çok zor. Adarım da. Adanacak insan nerede? Onun sen olmasını istiyorum bazen şaka yaptım hep. Ama ben senin farkında olduğundan bile emin değilim. Araftayım. Sevgilin olmak için kötü arkadaşın olmak için fazla iyiyim. En kötüsüdür araf. Şu anda hiçbir şeyin değilim. Seninle yaptığım sohbetinin fazlası otobüste yanımda oturanla yapıyorum. Bazen korkuyorum. Ya hayallerimdeki gibi değilsen, hayal kırıklığı yaşamak istemiyorum. Bir hayal kırıklığı daha kaldıramayabilirim. İçimde öyle güzelsin, harikasın ki… Kendini benim gözümden görsen. Senden beklentim yok zaten. Ben gidiyorum üstelik. Bu şehre fazla geliyorum artık. Gitsem yokluğumu bir anlığına olsa da fark eder misin?
Bazen aklım başkalarına kayıyor; ama hep sen varsın. Yok. Kısır döngü gibi bu dönüyorum gidiyorum gidiyorum gittiğimi zannediyorum. Bir bakıyorum ordasın. Hep yanımdasın. Bir şeye baktım seni hatırladım. O nesne artık hep yanımda. Aldığım günden beri. Seni hatırlamak için nesneye ihtiyacım yok. Bilmiyorum işte ya. Gece başucumda olduğunu bilmek güzel bir his. Yavaştı. Nakış işler gibi işledim seni kendime. Hani nakışı kanaviçeye işlersin nakış kendini göremez ya. Nakış işlerken elin kanlanır. İşte onun gibi yüreğim kan ağlıyor. Aklım, ruhum delik deşik. Ben seni kendime işledim sen benden habersiz, ben yaralı. Seni söksem bile, kesip atsam bile izlerin kalır. Ne izim var dersen de gülüşün, her şeyin derim. Gün gelir. Platonik aşık modundan çıkarım inşallah.
Fark ettin mi? Saçma bir soru tabi bu. Kesinlikle farkındasındır.
02.12.2010 01:56:00
Bazen aklım başkalarına kayıyor; ama hep sen varsın. Yok. Kısır döngü gibi bu dönüyorum gidiyorum gidiyorum gittiğimi zannediyorum. Bir bakıyorum ordasın. Hep yanımdasın. Bir şeye baktım seni hatırladım. O nesne artık hep yanımda. Aldığım günden beri. Seni hatırlamak için nesneye ihtiyacım yok. Bilmiyorum işte ya. Gece başucumda olduğunu bilmek güzel bir his. Yavaştı. Nakış işler gibi işledim seni kendime. Hani nakışı kanaviçeye işlersin nakış kendini göremez ya. Nakış işlerken elin kanlanır. İşte onun gibi yüreğim kan ağlıyor. Aklım, ruhum delik deşik. Ben seni kendime işledim sen benden habersiz, ben yaralı. Seni söksem bile, kesip atsam bile izlerin kalır. Ne izim var dersen de gülüşün, her şeyin derim. Gün gelir. Platonik aşık modundan çıkarım inşallah.
Fark ettin mi? Saçma bir soru tabi bu. Kesinlikle farkındasındır.
02.12.2010 01:56:00
hasta...
Benim bitanem hastacık olmuş. Kıyamam ben ona. Bugün antrenmanı da vardı, inşallah gitmez. Gitmesin hava çok soğuk zatüre bile olabilir. Yanında olmayı isterdim. “ geçmiş olsun.” Bile diyemiyorum. Adamı zaten Facebook’tan takip ediyorum. Ne kadar acınacak bir haldeyim Yarabbim. Ben varsa acılarını dindirmek istiyorum. Ben mutlu olmak istiyorum. Mutluyum da seninle beraber mutlu olalım istiyorum. Gülerken yanımda olmanı istiyorum.
Kıyamam ben sana. Gülümsediğin sürece sorun yok. Gül yeter. Bütün dertler gider. Ben senin gülüşüne kurban olurum.
13.12.2010 19:35
Kıyamam ben sana. Gülümsediğin sürece sorun yok. Gül yeter. Bütün dertler gider. Ben senin gülüşüne kurban olurum.
13.12.2010 19:35
bip...
Bugün okula seni görme umuduyla gelmiştim; ama senin araban yoktu besyo binasının önünde de. Ders arasında da göremeyince “Bitti.” Dedim içimden. Dersten sonra arkadaşıma gitmiştim; fakat saat 16.00’ da randevum olduğu için okula geldim. Minibüsten baktım, arabanı göremedim. Sonra randevumu kaçırdığım için kantine gittim., arkadaşlarımdan var mı diye. Varmış. Onlarla oturdum. Yurda gidiyordum ki arabanı gördüm. Direkt yolumu değiştirdim. Umut işte ne yapacaksın umut fakirin ekmeği. Neyse paraya çekmeye giderken, para çekmekten vazgeçtim. Yurda gidiyordum ki seni pek gördüm diyemesem de arabanı gördüm. Şaşırtıcı bir şekilde sen de beni gördün ve kornaya bastın. Hayatımda ilk defa korna sesine bu kadar sevindim. Tahmin etmezdim; çünkü yaz okulunda arabayla yanımdan geçtin ve sen beni fark etmemiştin. Doğrusu o gün güzel olmuştum, ben olduğumu düşünmemen doğal. Olsun benim için bu da adımdır. Benim için büyük adım senin için küçük adımı boş ver ayakta olsan bana yeter.
kavga...
¬Bugün kavga ettik biz. Sen beni çok üzdün. Ne kadar üzdüğünün farkında bile değilsin. Salaksın sen. Ben hayatta kalmam oysaki. Ama seni aradım üstüne bir de cevap vermedin. Çok sinir oldum. Çok üzüldüm.
Ne düşünmeliyim bilmiyorum. Hep kendimden vazgeçiyorum. Hem de bir erkek için. Hem de benimle ilgilenmeyen bir erkek için. Ihhh şakayım ben ciddi anlamda. Bu kadar iki yüzlülük yapabilir bir insan kendine. Köpek gibi aşığım. Sesim bile çıkmıyor sana karşı. Sen neler yaptığımın farkında bile değilsin. Fark etsen de en fazla geyik döner üzerimden değil mi ağabey bu kız bana abayı yapmış. Hep dibimde sıkıldım valla. Geyikten fazlası olmam değil mi. Adımı ağzına alman bile bir mucize. Biz neden hep kavga ediyoruz? Benim yüzümden mi yoksa senin yüzünden mi? Galiba biz böyle anlaşıyoruz.
Ben hem seninle olmak istiyorum hem de senden uzak durmam lazım. sana dokunursam bırakmamaktan korkuyorum. Kendimden korkuyorum.
Ne düşünmeliyim bilmiyorum. Hep kendimden vazgeçiyorum. Hem de bir erkek için. Hem de benimle ilgilenmeyen bir erkek için. Ihhh şakayım ben ciddi anlamda. Bu kadar iki yüzlülük yapabilir bir insan kendine. Köpek gibi aşığım. Sesim bile çıkmıyor sana karşı. Sen neler yaptığımın farkında bile değilsin. Fark etsen de en fazla geyik döner üzerimden değil mi ağabey bu kız bana abayı yapmış. Hep dibimde sıkıldım valla. Geyikten fazlası olmam değil mi. Adımı ağzına alman bile bir mucize. Biz neden hep kavga ediyoruz? Benim yüzümden mi yoksa senin yüzünden mi? Galiba biz böyle anlaşıyoruz.
Ben hem seninle olmak istiyorum hem de senden uzak durmam lazım. sana dokunursam bırakmamaktan korkuyorum. Kendimden korkuyorum.
uyuyorsun...
Saat 05:14. Aynı odadayız. Sen uyuyorsun. Ben seni izliyorum. Sen benden habersiz. Ben seni çok seviyorum. Sen. Ben yokum senin için. Hayatında olduğundan emin değilim. Hep beni itmeye çalışıyorsun sanki. Ya da hepsi sadece benim alınganlığım. Hayatında olduğumu hissetmiyorum. Ben sana dokunmak istiyorum. Keşke bu halimi görebilseydin. Bir gün olsun bulabilsen beni.
küçük bir kız çocuğu...
Fark ettim de ben senin çevrendeyken sanki küçük bir çocuk oluyorum. Şımarık, ilgi çekmeye çalışan… Sen ise bana karşı ilgisiz ebeveynler gibisin. Ne yapsam da dikkatini çekemiyorum. Yok, sen bana bakmıyorsun. Bende hiçbir şey görmüyorsun. Ne aşk ne de arkadaşlık namına. Zaten seninle arkadaş olmak istemiyorum. Ben senin hayatının en önemli parçalarından biri olmak istiyorum. Bazen düşünüyorum da kaşar olsaydım kesinlikle benimle ilgilenirdin. En azından bir süre için bile olsa… Hayat bazen acımasız oluyor. Namuslu oluyorsun aşık olduğun adam yüzüne bile bakmıyor. Kaşarların hepsini biliyor. Ben nereden tanıdım seni ya. Aşk hayatı bir insanın ancak bu kadar kötü olabilir. Hayallerimdeki erkek yanımda ve ben ona sahip olamıyorum. Dokunmak, sarılmaktan korkuyorum. Ya bırakmazsam.
Seni kızdırıyorum. Hoşuma gidiyor; çünkü ancak o zaman iletişime geçebiliyoruz. Aslında kızmadığını da biliyorum. Kimse bana kızamaz seni o kadar çok seviyorum ki hırçınlaşıyorum. Yanında başka kız olmasını istemiyorum. Olsa da gerçekten sevdiğin, evleneceğin kız olsun. Dayanamıyorum. Belki de artık aynı ortama girmemeye çalışmalıyım. Aynı ortamda olsak bile seninle konuşmamalıyım, yüzüne bile bakmamalıyım. Uzak durmalıyım. Bunu fark edeceğini pek sanmıyorum. Anlamazsın ki. Anlasan ne olacak ki sanki pehh. Platonik aşk iyi de insanı yoruyor. Pufum ile konuştuk. Bir ihtimal biz birlikte olsak sen beni ben yapan şeyleri köreltirmişsin. Senle birlikte olursam suskun, gülmeyen, hareketsiz biri olurmuşum. İçime kapanırmışım. Belki de doğrudur, belki de yanlıştır; ama değişeceksem senin yanında olmasını isterdim. Bana sarıl, elimi tut yeter. Ben benlikten çıkmaya razıyım.
Seni kızdırıyorum. Hoşuma gidiyor; çünkü ancak o zaman iletişime geçebiliyoruz. Aslında kızmadığını da biliyorum. Kimse bana kızamaz seni o kadar çok seviyorum ki hırçınlaşıyorum. Yanında başka kız olmasını istemiyorum. Olsa da gerçekten sevdiğin, evleneceğin kız olsun. Dayanamıyorum. Belki de artık aynı ortama girmemeye çalışmalıyım. Aynı ortamda olsak bile seninle konuşmamalıyım, yüzüne bile bakmamalıyım. Uzak durmalıyım. Bunu fark edeceğini pek sanmıyorum. Anlamazsın ki. Anlasan ne olacak ki sanki pehh. Platonik aşk iyi de insanı yoruyor. Pufum ile konuştuk. Bir ihtimal biz birlikte olsak sen beni ben yapan şeyleri köreltirmişsin. Senle birlikte olursam suskun, gülmeyen, hareketsiz biri olurmuşum. İçime kapanırmışım. Belki de doğrudur, belki de yanlıştır; ama değişeceksem senin yanında olmasını isterdim. Bana sarıl, elimi tut yeter. Ben benlikten çıkmaya razıyım.
gitme...
Gitmesen diyorum; ama sadece sesimi kendim duyuyorum. Bugün gidiyorsun. Taşınıyorsun. Seni görmem zordu şimdi çok çok daha zor hatta imkânsız bile denilebilir. Ben ne yapacağım? Hep seni özleyecek miyim? Ömrüm sürekli birilerini özlemekle mi geçecek? Sana “Gitme…” diyebilmeyi çok isterdim ya da gitsen bile seni istediğim zaman görebilmeyi çok isterdim. Çağırdığımda gelmeni isterdim. Çağırdığında yanına gelmeyi isterdim. Ama hiçbir zaman olmayacağını biliyorum. Ben ve sen olmaz değil mi? Zaten birlikte olmayacağımızı biliyorum da en azından aynı şehirdeydik. Aynı güneşin sıcaklığını hissediyorduk. Artık her şey değişiyor. Maçları beraber izlemeyeceğiz. Ya da cerenlere giderken evde olup olmadığını kontrol edemeyeceğim. Pencerene baktığımda seni görme umudum bitti demek isterdim; ama sen ne kadar o evden taşınsan bile ben her o yoldan geçtiğimde seni hatırlayacağım ve seni görme umuduyla bile bile o cama bakacağım. İşin komik yanı ben seni o camdan dışarı bakarken hiç görmedim.
Sinirliyim. Modern mantık dersinden kalmışım. Yine… Hep bu dersten geçerim diye düşünmüştüm. Bir kere kötü olmaya başladı mı her şey üst üste geliyor. Berent ile anlamadığım şekilde bir gerginlik var, Tolgahan taşındı, Ceren ile konuşmuyoruz. Ve son nokta olarak dersten kaldım hem de ikinci kez.
Zaten Tolgahan gitti ve ben onu son kez göremedim diye tuhafım. Gitti. Beni hiç aklına getirmeden. Aldı başını gitti. Bir daha da göremem. Seneye biz başka binaya taşınıyoruz fakülte olarak. Yani kantinde görme ihtimali zaten azken şimdi %0 oldu. Onu “Özledim seni.” Diye arayamam da. Yani durum vahim. Hiçbir dileğim gerçekleşmeyecek. Sözde dün gece kahve falı bakarken bana peygamber falı çıkmıştı. Tolgahan ile ilgili tuttuğum dileklerin çoğu geç de olsa oluyor da ben umudumu kaybetmeye başlıyorum. Mesafeler çok kötü. Görmeden duymadan nasıl insanın umudu yeşerir. Adamın umurunda olsam neyse. O adamın umurunda hiç olmayacağım sanırım. O gitsin kızlarla fingirdesin. Kıskançlık mı yaptığım? Tam olarak bilmiyorum. İnsan asla sahip olamayacağı bir şeyi nasıl da sahiplenip kıskanabilir ki? Sadece…
Zaten Tolgahan gitti ve ben onu son kez göremedim diye tuhafım. Gitti. Beni hiç aklına getirmeden. Aldı başını gitti. Bir daha da göremem. Seneye biz başka binaya taşınıyoruz fakülte olarak. Yani kantinde görme ihtimali zaten azken şimdi %0 oldu. Onu “Özledim seni.” Diye arayamam da. Yani durum vahim. Hiçbir dileğim gerçekleşmeyecek. Sözde dün gece kahve falı bakarken bana peygamber falı çıkmıştı. Tolgahan ile ilgili tuttuğum dileklerin çoğu geç de olsa oluyor da ben umudumu kaybetmeye başlıyorum. Mesafeler çok kötü. Görmeden duymadan nasıl insanın umudu yeşerir. Adamın umurunda olsam neyse. O adamın umurunda hiç olmayacağım sanırım. O gitsin kızlarla fingirdesin. Kıskançlık mı yaptığım? Tam olarak bilmiyorum. İnsan asla sahip olamayacağı bir şeyi nasıl da sahiplenip kıskanabilir ki? Sadece…
kategoriler
Ben seni nedense arkadaş olarak göremiyorum. Bir insanla tanıştığımda onunla ne yapacağıma karar veririm. O insan benim için hoşlandığım mı, arkadaşım mı, tanıdık mı, dost mu yoksa bir daha yüzüne bakıp bakmayacağıma karar veririm. Bu süre çok çok kısadır. Nasıl karar veriyorsun dersen de içgüdüler derim. Bazen bir erkeği gördüğümde dış görünüşünden etkileniyorum; fakat daha sonra gerçeği görünce çok rahat bir şekilde o hoşlandığım kategorisinden arkadaş kategorisine geçebiliyor. Sen de neden öyle olmadı? Bilmiyorum. Sen de olumsuz bir yan görmedim. Bazı sebeplerden dolayı senden uzaklaşmıştım. Üstüne bir de sevgilin olunca. “Tamam şimdi zamanıdır.” Dedim ve bu kararın üstüne adını anmak yoktu, Facebook’tan takip etmek zor. Seni Facebook’tan takip etmek kadar zor bir şey yok herhalde. Senin iletilerine, paylaştıklarına, resimlerine o kadar çok kız yorum yapıyor ki hepsine bakmak bayağı yorucu bir iş. Üstelik insan ister istemez onlarla kendini karşılaştırma yapıyor. Eğer özgüven eksikliğim varsa sana karşı bu onların yüzündendir (şaka yapıyorum, anlamışsındır zaten ).
Her şeye rağmen senden hoşlanıyorum. Senden vazgeçemiyorum, ilk defa birini arkadaş kategorisine geçiremiyorum. Hem de o kadar uğraşmadan sonra. Deniyorum, deniyorum, deniyorum. Gece gene seni düşünüyorum, gene seni, gene seni.
Belki de bu senin beni koyduğun kategori yüzündendir. Eğer sen beni arkadaş kategorisine koysaydın tanıdık yerine. O zaman her şey daha farklı olabilirdi. Benim senin yerini değiştirmem kolay olurdu ve şu anda bu yazıyı ya da buna benzer yazıları yazmazdım.
Her şeye rağmen senden hoşlanıyorum. Senden vazgeçemiyorum, ilk defa birini arkadaş kategorisine geçiremiyorum. Hem de o kadar uğraşmadan sonra. Deniyorum, deniyorum, deniyorum. Gece gene seni düşünüyorum, gene seni, gene seni.
Belki de bu senin beni koyduğun kategori yüzündendir. Eğer sen beni arkadaş kategorisine koysaydın tanıdık yerine. O zaman her şey daha farklı olabilirdi. Benim senin yerini değiştirmem kolay olurdu ve şu anda bu yazıyı ya da buna benzer yazıları yazmazdım.
sen benim imkansızım
Hayatımda birisi olsun istiyorum; ama bunun için hiçbir şey yapmadığımın da farkındayım. Neden mi yapmıyorum? Cevabı basit hep imkânsızı istiyorum. Nerede bana bakmayacak, beni sevmeyecek, bana âşık olmayacak adam var. Onu istiyorum. Doğal olarak da yalnızlık benim kaderim oluyor. Yalnızlığımı paylaşacak birisine ihtiyacım var. Benim sana ihtiyacım var. Telefon numaranı, mail adresini ezbere biliyorum; ama sadece hafızamdalar. Seni msn’e eklemiştim; fakat sorun çıkmıştı. Telefon numaran kayıtlı değil; çünkü sana sıfat yakıştıramıyorum. Adını yazmak istemiyorum. Başka bir şeyde demem sakıncalı olabilir. Benim için imkânsız olduğun için. Seni internet ortamından takip ediyorum. Maçlarının skorlarına bakıyorum. İlişki durumunu her gün kontrol ediyorum. Ne paylaştın altına ne yorumlar yapılmış, kim beğenmiş, kimi eklemişsin arkadaş listene hepsine bakıyorum. Tek yaptığım bakmak zaten. Uzaktan… Minibüsle caddeden geçerken araban kapının önünde mi diye bakıyorum. En azından aynı şehirde olduğumuzu bileyim diye. Yolundan geçerken çaktırmadan camına bakıyorum hep. Belki an olur da camdan bakarsın da görürüm diye seni. Her gün fotoğrafına bakıyorum. Gülüşüne kurban olurum. Sana doya doya sakınmadan bakabilsem, izlesem… Hep mi uzak olacaksın bana? Hiç mi yakın olmayacağız? Üstüne bir de buradan taşınıyorsun. Ben ne yapacağım. Okulda görsem desem o da yok ki milli olduğun için ders sayın az, okula uğramıyorsun bile. Sanırım benim senden vazgeçmem lazım. Ben hayallerimdeki erkekten nasıl vazgeçebilirim ki? Âşık olduğu adamdan nasıl kopar ki insan? Evet. Aşk. Ben aşığım. Hem de sana aşığım. Seni düşününce çoğu zaman yüzümde istemsiz bir gülümseme oluyor. O gülümsemenin bana yakışıp yakışmadığını bilmiyorum. Her sabah seni düşünüyorum. Her gece seni düşünüyorum. Gün ortasında seni düşünüyorum. Yolda yürürken seni düşünüyorum. Opel’in işaretinin görünce seni düşünüyorum. Etrafımda bu kadar çok Opel marka arabanın olduğunu bilmiyordum. Nerede Tatanka görsem seni düşünüyorum. Şarkılarda seni arıyorum. Şiirlerde seni buluyorum. Resimlerde sen varsın. Benim olmayacağını bile bile hayaller kuruyorum. Rüyamda ikimizi görüyorum. Haddim olmadığı halde senin için endişeleniyorum. Sağlığını düşünüp duruyorum. Ne zaman bir ambulans sesi duysam içim ürperirdi, şimdi korkuyorum.
Bugün tanışmamızın ikinci ayını bitirdik. Beni hatırlıyor musun? Senin için var mıyım bu dünyada? Toz zerresi ile karşılaştırsan yerim neresi olur? Benim hakkımda ne düşündüğünü bilmek isterdim. Sanırım hiç öğrenemeyeceğim. Ben hayaller kurmaya ve senin hareketlerinden anlam çıkarmaya devam edeceğim. Bana gözlüklerinin ardından bakmanı hemen kendime yoracağım. Aslında benle alakası bile olmayabilir. En ufak bir şeyden bile anlamlar çıkarıyorum. Bir kelime, bir bakış, bir tokalaşma, bir gülümseme, bir çizik, bir yıldız, bir ayna, bir olta… Acınacak haldeyim değil mi? Yazık kıza… Hep hiç ulaşamayacağı şeyleri istiyor. Hele ben onun yüzüne bile bakmam. Bu kadar az niteliği olan kızla beraber olamam. O daha çocuk… O patavatsız… Bazen düşünmeden konuşuyorum doğru; ama… Ama işte ama’yı tamamlayamıyorum. Çok sevince amalar tamamlanıyor. Hatta ama’dan önceki cümle kurulmuyor bile. Çok sevince kusurlar belirsizleşiyor. Olumsuzluklar anlamını yitiriyor. Ben senin olumsuz hiçbir yanını görmüyorum. Benim için o kadar yücesin ki. Anlatamam. Benim için o kadar ulaşılmazsın ki. Sana ulaşmak imkânsız. Sen benim imkânsızımsın.
Bugün tanışmamızın ikinci ayını bitirdik. Beni hatırlıyor musun? Senin için var mıyım bu dünyada? Toz zerresi ile karşılaştırsan yerim neresi olur? Benim hakkımda ne düşündüğünü bilmek isterdim. Sanırım hiç öğrenemeyeceğim. Ben hayaller kurmaya ve senin hareketlerinden anlam çıkarmaya devam edeceğim. Bana gözlüklerinin ardından bakmanı hemen kendime yoracağım. Aslında benle alakası bile olmayabilir. En ufak bir şeyden bile anlamlar çıkarıyorum. Bir kelime, bir bakış, bir tokalaşma, bir gülümseme, bir çizik, bir yıldız, bir ayna, bir olta… Acınacak haldeyim değil mi? Yazık kıza… Hep hiç ulaşamayacağı şeyleri istiyor. Hele ben onun yüzüne bile bakmam. Bu kadar az niteliği olan kızla beraber olamam. O daha çocuk… O patavatsız… Bazen düşünmeden konuşuyorum doğru; ama… Ama işte ama’yı tamamlayamıyorum. Çok sevince amalar tamamlanıyor. Hatta ama’dan önceki cümle kurulmuyor bile. Çok sevince kusurlar belirsizleşiyor. Olumsuzluklar anlamını yitiriyor. Ben senin olumsuz hiçbir yanını görmüyorum. Benim için o kadar yücesin ki. Anlatamam. Benim için o kadar ulaşılmazsın ki. Sana ulaşmak imkânsız. Sen benim imkânsızımsın.
Seni az önce sayılabilecek bir zamanda gördüm. Hatta konuştuk, öpüştük. Bana gülümsedin. Zaten sen hep güler yüzlüsün. Bana karşı da hep kibardın. Benim için ne düşündüğünü merak ediyorum. Hep sinyallere baktım. İpuçları vardı; ama senden hiçbir şey gelmedi. Seninle birlikte olsak nasıl olurduk? İmkânsız olduğunu bile bile hayal ediyorum. Ne yapabilirim ki ben hayalperest bir insanım. Seninle ilgili senin bilmediğin planlarım var. Sana ilk görüşte aşık olmuştum. Soğuk bir aralık gecesi tanışmıştık aslında. Senin üzerinde siyah boğazlı bir kazak vardı, harika gülümsemen ve tatlılığınla. Sen beni unutmuşsun o gece biraz votka içmişsin ve yan etki olarak da beni unuttun. Sonra ben seni kafeteryadaki standta görmüştüm. Seni görebilmek için belki 10 defa geçmişimdir önünden. Fark ettin mi bilmiyorum. Daha sonra da Adı Bahçe’nin orada karşılaşmıştık. Sen bana göz ucuyla bakmıştın. Seni günlerce Facebook’ta aramıştım; ama bulamamıştım. Çünkü adını eksik biliyordum. İkinci tanışmamız 13 Mart tarihinde gerçekleşti. Ben dişçiden çıkmıştım ve konuşamıyordum. Karşımda oturuyordun ve yüzüne bile doğru düzgün bakamıyordum. Aslında sana bakmaya doyamıyorum. Karşıma otursan gözümü kırpmadan günlerce bakabilirim. Ben sana hiç kıyamam. Sakatlandığında senden çok benim yanıyor. Yüzünün o hali ölüm gibiydi. Deden öldüğündeki sesin. Yüreğimden parça kopuyor sanki. Ben seni hem sımsıkı sarmak istiyorum hem de dokunsam kırılacakmışsın gibi geliyor. Ben seni unutmak için her şeyi yaptım. En yakın arkadaşımın senden hoşlanmasına rağmen seni arkadaş olarak göremedim aylar geçti. Hala aynı seni görünce kalbim fırlayacakmış gibi geliyor. Her hareketinden anlam çıkarmaya çalışıyorum. Çoğunda anlam var bence; ama o anlamalar ne kadar doğru bilmiyorum. Ben senden hoşlandığım için mi her hareketini benden hoşlandığına dair bir kanı oluşuyor yoksa gerçekten mi çözemedim. Biliyorum kendimin farkındayım. Ben senin tipinde bir kız değilim. Yanında hoş durmam büyük bir ihtimalle de.
Benden hoşlansaydın bunu belli ederdin diye düşünüyorum. Diğer taraftan da söylediğin bir söz aklıma geliyor “utangacım ben bu konularda” bunu eylül mina için söylemiştin; ama olsun. Çevrende o kadar güzel kız var ki. Sadece yüz güzelliği de değil vücutları da iyi. Sen ise bana “Zayıfla” diyen bir insansın. Oysa bilmiyorsun ki seninle ikinci kez tanıştığımızdan sonra 5 kilo verdim. Aşkın yan etkilerinden biri mutluysan yemeğe ihtiyaç duymuyorsun. Ben senden önce bu kadar etkilendiğimi hatırlamıyorum. Ben belki de senin için yapışkan kız modelindeyim. Seni msn’e ekleyen, mesaj atan kız tiplerine alışıksındır; ama ben bunlara alışık değilim. İlksin. İlk kez bir erkeğe iltifat ediyorum. Bu hiç yapmadığım bir şey tahmin bile edemezsin hem de hiç.
Ben senin ilk olarak dış görünüşünden etkilenmiştim. İstediğim erkekte olması gereken bütün özellikler vardı. Hatta sende fazlası bile var. Sen akıllısın, duyarlısın, ailene çok önem veriyorsun. Okuyorsun. Yani seninle adam gibi ciddi konularda da konuşulabilir. Hayatı geyik olarak görmeyen birisin.
Her şeyi yapabilirsin izlenimi veriyorsun. Gecenin bir yarısı Sapanca’ya gitmek gibi… Yıldızlara bakmak.
Her şeyi belki de ben abarttım. Bir ara benden hoşlandığını bile düşündüm. Hataydı. Benim farkında mıydın onu bile bilmiyorum. Ben senin için işte bana âşık bir salak daha mıydım? Beni ne olarak gördüğünü bile bilmiyorum.
Her dediğin aklımda, her an aklımda kayıt altında. Koluma T çizmen, beni tanıdığını söylemen, Pembe Filomingolar, yüzüğüm, kurtların…
Sırf sana olan hislerim yüzünden takım seçmelerine katılmadım; katılsam seçilirdim diye düşünmüştüm. Şişman olabilirim; yapabilirim diye düşünmüştüm. Ama koça âşık olmak pek hoş karşılanmaz. Üstelik kıskançlıktan çıldırırdım herhalde.
Her gittiğim yerde seni arıyorum. Opel gördüm mü aklıma sen geliyorsun. Arabana bıraktığım nazar boncuğu duruyor mu yoksa bu da ne deyip attın mı? Hep merak etmişimdir. Nazar boncuğunu sakatlanma, göze gelme diye bırakmıştım. Farkında mısın ki…
Ben sana bağlıyım ve senden kurtulamıyorum. O kadar çok savaştım ki kendimle. İnsan kendine söz geçiremiyor. İşte bu yüzden bunları yazıyorum ya oku da hayır seninle mi asla aklından bunları nasıl geçirdin diyerek gülmen için… Belki gururumu ayaklar altına serdim; ama yetti gayri. Duymaya ihtiyacım var. Hayatıma devam edebilmem için duymaya ihtiyacım var.
11.10.10
22:06
Benden hoşlansaydın bunu belli ederdin diye düşünüyorum. Diğer taraftan da söylediğin bir söz aklıma geliyor “utangacım ben bu konularda” bunu eylül mina için söylemiştin; ama olsun. Çevrende o kadar güzel kız var ki. Sadece yüz güzelliği de değil vücutları da iyi. Sen ise bana “Zayıfla” diyen bir insansın. Oysa bilmiyorsun ki seninle ikinci kez tanıştığımızdan sonra 5 kilo verdim. Aşkın yan etkilerinden biri mutluysan yemeğe ihtiyaç duymuyorsun. Ben senden önce bu kadar etkilendiğimi hatırlamıyorum. Ben belki de senin için yapışkan kız modelindeyim. Seni msn’e ekleyen, mesaj atan kız tiplerine alışıksındır; ama ben bunlara alışık değilim. İlksin. İlk kez bir erkeğe iltifat ediyorum. Bu hiç yapmadığım bir şey tahmin bile edemezsin hem de hiç.
Ben senin ilk olarak dış görünüşünden etkilenmiştim. İstediğim erkekte olması gereken bütün özellikler vardı. Hatta sende fazlası bile var. Sen akıllısın, duyarlısın, ailene çok önem veriyorsun. Okuyorsun. Yani seninle adam gibi ciddi konularda da konuşulabilir. Hayatı geyik olarak görmeyen birisin.
Her şeyi yapabilirsin izlenimi veriyorsun. Gecenin bir yarısı Sapanca’ya gitmek gibi… Yıldızlara bakmak.
Her şeyi belki de ben abarttım. Bir ara benden hoşlandığını bile düşündüm. Hataydı. Benim farkında mıydın onu bile bilmiyorum. Ben senin için işte bana âşık bir salak daha mıydım? Beni ne olarak gördüğünü bile bilmiyorum.
Her dediğin aklımda, her an aklımda kayıt altında. Koluma T çizmen, beni tanıdığını söylemen, Pembe Filomingolar, yüzüğüm, kurtların…
Sırf sana olan hislerim yüzünden takım seçmelerine katılmadım; katılsam seçilirdim diye düşünmüştüm. Şişman olabilirim; yapabilirim diye düşünmüştüm. Ama koça âşık olmak pek hoş karşılanmaz. Üstelik kıskançlıktan çıldırırdım herhalde.
Her gittiğim yerde seni arıyorum. Opel gördüm mü aklıma sen geliyorsun. Arabana bıraktığım nazar boncuğu duruyor mu yoksa bu da ne deyip attın mı? Hep merak etmişimdir. Nazar boncuğunu sakatlanma, göze gelme diye bırakmıştım. Farkında mısın ki…
Ben sana bağlıyım ve senden kurtulamıyorum. O kadar çok savaştım ki kendimle. İnsan kendine söz geçiremiyor. İşte bu yüzden bunları yazıyorum ya oku da hayır seninle mi asla aklından bunları nasıl geçirdin diyerek gülmen için… Belki gururumu ayaklar altına serdim; ama yetti gayri. Duymaya ihtiyacım var. Hayatıma devam edebilmem için duymaya ihtiyacım var.
11.10.10
22:06
Özledim ben seni gelip tatlı tatlı gülümsemeni görmek istiyorum. Hem bizimle mısır ekmeği almaya gelmedin o yüzden yiyemedim. Ben seni arada bir bana bakarken yakalamayı seviyorum. Ben seni özledim. 50metre ötede olup yanımda olmamandan nefret ediyorum. Hatta en çok nefret ettiğim şey o mesafenin azalmayı bırak hep çoğalacağı…
(05:07:47 03.04.2010)
(05:07:47 03.04.2010)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)