Benim değinmek istediğim nokta bu cümleyi ilk okuduğumda aklıma gelen “Beni sizler yarattınız” cümlesi. Hannah Arendt okurken bile kendime eğlenceli bir nokta bulabiliyorum. İşte ben de böyle biriyim Benzerlik yakaladığım cümleyi o kadar çok konserde duydum ki anlatamam. Eskiden saçma gelirdi. Artık öyle değil. Özellikle medyayı artık insanlar bilgisayarlar ve akıllı telefonlarıyla yönlendirebiliyorlar. Biz artık bir şeyler yapabiliyoruz ( henüz her şeye gücümüz yetmese de), farkındalık yaratabiliyoruz. Bunu özellikle son 2 yıldır sosyal medyada değişik mecralarda görüyoruz. İstediğimiz şarkıcıyı, diziyi, filmi, programı zirveye taşıyabiliyoruz. Hatta son olarak sosyal medyadaki gücümüzle; yayından kaldırılan ‘Urfalıyım Ezelden’ dizisine başka kanalın sahip çıkmasına neden olundu. Bunun bir değişik versiyonu da Amerika’da oldu, Veronica Mars dizisi yayından kaldırılınca hayranları para toplayıp filminin çekilmesini sağlamıştı. Basit şeyler gibi görünebilir. Bu duruma “klavye kahramanlığı” dense de aslında bunlar gibi örnekler klavye başından bile ‘biz onları yarattık’ diyebiliriz. Biz dizi izlemezsek, kitap okumazsak, müzik dinlemezsek, sinemaya gitmezsek var olamazlar. Berkeley’in tabirini kullanırsak biz Tanrı’yız. “Esse est percipi” yani “Var olmak algılanmaktır.” Biz onları algılamadıkça onlar yok. Biz onları yarattık. Basın, medya bizim isteklerimize, tepkilerimize göre programlarını ayarlıyorlar. Bunun farkına varabilmemiz ve doğru kullanabilmemiz dileğiyle…
not: Bir ara Hitler ile ilgili de yazarım. Allah izin verirse. Bunlar hep Nasip, kısmet, mukadderat...
