Dün ilkokul arkadaşımı gördüm. Birazcık çingene tavuğu olduğumdan hemen yanına oturdum. Oysaki niyetim hemen eve gidip tezimle uğraşmaktı. Sahi ben süper zeka bir insan olarak lisansta felsefe okudum, şimdi de felsefeden yüksek lisans yapıyorum.İşin en güzel kısmı yüksek lisansı uzattım. Tez yazmak zormuş be. Ne okuması bitti ne yazması. Okumak pek sorun olmadı da kelimelerle aramda sorun var. Nasıl düzeltebilirim bilmiyorum. Aklım hep tezimde ne yaparsam yapayım. Günlük hayatımda insanlarla ne kadar konuşmak istemezsem de felsefeyi hep aklımda. İnsanlara hala anlatamıyorum felsefe mezunu ne yapar diye bir de üstüne yüksek lisans yapınca cevaplar daha da zorlaşıyor.En sonunda evlenip evimin kadını, kocamın eşi, çocuklarımın anası olacağım diyorum. Demesine diyorum da felsefeden mi yoksa benden mi kaynaklanıyor emin olamadığım bir insan sevmeme durumu var.
Aslında çocukluğuma inersek orada görürüz ki ben yalnızlığı seven bir insanım sokakta oynamak yerine tek başıma k'nexlerimle oynardım. Yalnızlığı seven bir insanım ve canım da kolay kolay sıkılmaz illaki yapacak iş bulurum kendimi. O yüzden hayatım boyunca canı sıkılan insanları hiç anlamamışımdır.Canım sıkılıyor dersem de alışkanlıktır. İnsan aynı şeyleri duyunca istemsiz ağzından çıkıyor. Benim içim daralır. Onda da büyük bir ihtimalle nazar değmiştir. Aşırı derece hassas bir insanım. Bir insanın yıldızı ancak bu kadar düşük olabilir. Bu bazı arkadaşlarım arasında dalga konusu olsa da pek önemsemedim. Çünkü kendime ne olduğunu biliyorum ve nazara inancım tam.
Aslında ben yazıya bana en çok sorulan soruya cevap aramak için başlamıştım ama sonunu getiremedim. Gene saçmalama rekoru kırdım.Bir dahaki yazıya nasipse, kısmetse, kaderse, mukadderatsa...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder