12 Ekim 2014 Pazar

Lucy

Arşivleme delisi olsam da 2 sene önce bilgisayarım bozulunca bazı radikal kararlar aldım. Torent'ten dizi ya da film indirme işlemeni bıraktım. Aslında bu karar da tez canlılık da mevcut hatta içimde bulunduğum koşullar daha etkili bile denilebilir. 4 yıl boyunca yurtta kalınca bilenler bilmeyenlere anlatsın benim zamanımda devlet yurtlarında internet erişimi yoktu. Ben son sınıftayken geldi ama o kadar yavaştı ki Facebook'a bile çok zordu. Neyse geçti o günler. O zaman doğal olarak stok yapma olayım vardı. Sonuç olarak gelsin online diziler, filmler, şarkılar. Artık şarkı bile indirmiyorum. Bir de büyüdükçe korsana karşı savaş açtım bile diyebilirim. Özellikle kitap konusunda, zaten benim okuduğum, aldığım kitapları hiçbir korsancı basmaz hatta adını bile bilmezler. Hem de korsancılar ciltli kitap basmıyorlar :)

Allah'ım girişe bak. Bunları tezimde de yazsam ya yok olur mu hiç? Zaten beynim de böyle nerede gereksiz, saçma, önemsiz bir şey var. İşte o beynimde. Anam beynimi aklımı boşu boşuna şeylere harcıyorum ya ben. Ölene kadar beynimden eser kalmaz. 40 yaşımda ölürsem hele ohhh değmeyin keyfime :):)

Artık başlığıma geleyim bari. Laf uzadıkça uzuyor. İşin komik kısmı ben yazdığım kadar konuşmam. Hahahah kısmen yalan attım. Bazen çok konuşuyorum. Özellikle yanımda yani aynı odada bulunduğum insanın çok uykusu varsa yandı. Kesintisiz konuşma yeteneğine sahibim.
Yeter daaa dediğinizi duyar gibiyim. "Lucy" e bu gece online olarak izlediğim filmdir kendisi. Günlerdir filmin afişini film sitesinde görüyordum. Bu aralar elim hep Fransız filmlerine gidiyor. Scarlett Johansson var diye nedense pek elim gitmedi. Scarlett'in oynadığı roller belli. Hep aldatma hep bir ne desem bilemedim tahmin edin :) Ben bir film izlemeden önce konusunu pek okuyan tiplerden değilim. Kararsızsam okurum. Morgan Freeman'ın filmlerini hep izlemişimdir. Morgan Freeman varsa o film izlenir, bu kadar basit. Filmi izledikten bunları yazmadan önce Imdb'den filmin künyesine baktım. Bir de ne göreyim Fransız filmi çıktı. :) Evren en sonunda sesimi duyuyor sanırım. Film 124 dakikaydı. Ama hiç mi hiç anlamadım. Hayatımda izlediğim en iyi filmlerden biri diyebilirim. Ben diyorsam bir bildiğim vardır. Epey film izlemişimdir, kendimi sinefili olarak tanımlamasam da çoğu şeye film izlemeyi tercih ederim veya dizi. Mikropluk yapıp izlemediğim çok dizi de var. Bilmediğim konularda yorum yapmayı sevmem. Şimdi size burada "Lucy"i anlatacak kadar gıcık bir insan olamam. Zaten gidin izleyin canım. Kim bilir ne? En kötü başka birileri nasıl olsa yazmıştır. Spoiler vermem. Bazen konuşurken yapıyorum da şimdi yazarken insanın hevesi kaçıyor. İnsanın o yüz ifadesini görmesi lazım:) "Lucy"i izleyin o 2 saatiniz boşuna gitmiş olmayacak. Film zaten başlagıcında benim kalbimi fethetti. Neden diye sorarsanız da Başı birazcık The Big Bang Theory'inin jeneriğine benzetirsek bunlar daha yavaş yapmışlar. Semazenleri ve Kabe'yi görünce he tamam dedim. Ben saf masum köylü bir kız olduğumdan filmlerde, dizilerde, kitaplarda bize dair bir şey görünce heyecanlanıyorum. Ahhh bu ben. En son Homeland'ın 3.sezon finalinde Carrie'yi İstanbul'a göndereceklerini duyunca böyle olmuştum sanırım. Zaten o da İstanbul'a gelmedi. Orta Doğu'ya gitti. En azından ablasıyla konuşurken ablası ona şimdi İstanbul'da olman lazımdı dedi. Ben de evet dedim. Ama iş işten geçti belki geçerken bir uğrar. O zaman da bizi yanlış tanıtıyorlar muhabbeti hiç çekilmiyor.

"Lucy"den devam edeyim. Film birazcık farkındalık yaratma üzerine kurulu diyebilirim. Scarlett Johansson'ın en iyi performanslarından biriydi. Karakterin yaşadığı değişimleri hissettim. Etkilendim kısaca.

Hiç yorum yok: