Hayatımda birisi olsun istiyorum; ama bunun için hiçbir şey yapmadığımın da farkındayım. Neden mi yapmıyorum? Cevabı basit hep imkânsızı istiyorum. Nerede bana bakmayacak, beni sevmeyecek, bana âşık olmayacak adam var. Onu istiyorum. Doğal olarak da yalnızlık benim kaderim oluyor. Yalnızlığımı paylaşacak birisine ihtiyacım var. Benim sana ihtiyacım var. Telefon numaranı, mail adresini ezbere biliyorum; ama sadece hafızamdalar. Seni msn’e eklemiştim; fakat sorun çıkmıştı. Telefon numaran kayıtlı değil; çünkü sana sıfat yakıştıramıyorum. Adını yazmak istemiyorum. Başka bir şeyde demem sakıncalı olabilir. Benim için imkânsız olduğun için. Seni internet ortamından takip ediyorum. Maçlarının skorlarına bakıyorum. İlişki durumunu her gün kontrol ediyorum. Ne paylaştın altına ne yorumlar yapılmış, kim beğenmiş, kimi eklemişsin arkadaş listene hepsine bakıyorum. Tek yaptığım bakmak zaten. Uzaktan… Minibüsle caddeden geçerken araban kapının önünde mi diye bakıyorum. En azından aynı şehirde olduğumuzu bileyim diye. Yolundan geçerken çaktırmadan camına bakıyorum hep. Belki an olur da camdan bakarsın da görürüm diye seni. Her gün fotoğrafına bakıyorum. Gülüşüne kurban olurum. Sana doya doya sakınmadan bakabilsem, izlesem… Hep mi uzak olacaksın bana? Hiç mi yakın olmayacağız? Üstüne bir de buradan taşınıyorsun. Ben ne yapacağım. Okulda görsem desem o da yok ki milli olduğun için ders sayın az, okula uğramıyorsun bile. Sanırım benim senden vazgeçmem lazım. Ben hayallerimdeki erkekten nasıl vazgeçebilirim ki? Âşık olduğu adamdan nasıl kopar ki insan? Evet. Aşk. Ben aşığım. Hem de sana aşığım. Seni düşününce çoğu zaman yüzümde istemsiz bir gülümseme oluyor. O gülümsemenin bana yakışıp yakışmadığını bilmiyorum. Her sabah seni düşünüyorum. Her gece seni düşünüyorum. Gün ortasında seni düşünüyorum. Yolda yürürken seni düşünüyorum. Opel’in işaretinin görünce seni düşünüyorum. Etrafımda bu kadar çok Opel marka arabanın olduğunu bilmiyordum. Nerede Tatanka görsem seni düşünüyorum. Şarkılarda seni arıyorum. Şiirlerde seni buluyorum. Resimlerde sen varsın. Benim olmayacağını bile bile hayaller kuruyorum. Rüyamda ikimizi görüyorum. Haddim olmadığı halde senin için endişeleniyorum. Sağlığını düşünüp duruyorum. Ne zaman bir ambulans sesi duysam içim ürperirdi, şimdi korkuyorum.
Bugün tanışmamızın ikinci ayını bitirdik. Beni hatırlıyor musun? Senin için var mıyım bu dünyada? Toz zerresi ile karşılaştırsan yerim neresi olur? Benim hakkımda ne düşündüğünü bilmek isterdim. Sanırım hiç öğrenemeyeceğim. Ben hayaller kurmaya ve senin hareketlerinden anlam çıkarmaya devam edeceğim. Bana gözlüklerinin ardından bakmanı hemen kendime yoracağım. Aslında benle alakası bile olmayabilir. En ufak bir şeyden bile anlamlar çıkarıyorum. Bir kelime, bir bakış, bir tokalaşma, bir gülümseme, bir çizik, bir yıldız, bir ayna, bir olta… Acınacak haldeyim değil mi? Yazık kıza… Hep hiç ulaşamayacağı şeyleri istiyor. Hele ben onun yüzüne bile bakmam. Bu kadar az niteliği olan kızla beraber olamam. O daha çocuk… O patavatsız… Bazen düşünmeden konuşuyorum doğru; ama… Ama işte ama’yı tamamlayamıyorum. Çok sevince amalar tamamlanıyor. Hatta ama’dan önceki cümle kurulmuyor bile. Çok sevince kusurlar belirsizleşiyor. Olumsuzluklar anlamını yitiriyor. Ben senin olumsuz hiçbir yanını görmüyorum. Benim için o kadar yücesin ki. Anlatamam. Benim için o kadar ulaşılmazsın ki. Sana ulaşmak imkânsız. Sen benim imkânsızımsın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder