30 Ocak 2011 Pazar

gitme...

Gitmesen diyorum; ama sadece sesimi kendim duyuyorum. Bugün gidiyorsun. Taşınıyorsun. Seni görmem zordu şimdi çok çok daha zor hatta imkânsız bile denilebilir. Ben ne yapacağım? Hep seni özleyecek miyim? Ömrüm sürekli birilerini özlemekle mi geçecek? Sana “Gitme…” diyebilmeyi çok isterdim ya da gitsen bile seni istediğim zaman görebilmeyi çok isterdim. Çağırdığımda gelmeni isterdim. Çağırdığında yanına gelmeyi isterdim. Ama hiçbir zaman olmayacağını biliyorum. Ben ve sen olmaz değil mi? Zaten birlikte olmayacağımızı biliyorum da en azından aynı şehirdeydik. Aynı güneşin sıcaklığını hissediyorduk. Artık her şey değişiyor. Maçları beraber izlemeyeceğiz. Ya da cerenlere giderken evde olup olmadığını kontrol edemeyeceğim. Pencerene baktığımda seni görme umudum bitti demek isterdim; ama sen ne kadar o evden taşınsan bile ben her o yoldan geçtiğimde seni hatırlayacağım ve seni görme umuduyla bile bile o cama bakacağım. İşin komik yanı ben seni o camdan dışarı bakarken hiç görmedim.

Hiç yorum yok: