30 Ocak 2011 Pazar

küçük bir kız çocuğu...

Fark ettim de ben senin çevrendeyken sanki küçük bir çocuk oluyorum. Şımarık, ilgi çekmeye çalışan… Sen ise bana karşı ilgisiz ebeveynler gibisin. Ne yapsam da dikkatini çekemiyorum. Yok, sen bana bakmıyorsun. Bende hiçbir şey görmüyorsun. Ne aşk ne de arkadaşlık namına. Zaten seninle arkadaş olmak istemiyorum. Ben senin hayatının en önemli parçalarından biri olmak istiyorum. Bazen düşünüyorum da kaşar olsaydım kesinlikle benimle ilgilenirdin. En azından bir süre için bile olsa… Hayat bazen acımasız oluyor. Namuslu oluyorsun aşık olduğun adam yüzüne bile bakmıyor. Kaşarların hepsini biliyor. Ben nereden tanıdım seni ya. Aşk hayatı bir insanın ancak bu kadar kötü olabilir. Hayallerimdeki erkek yanımda ve ben ona sahip olamıyorum. Dokunmak, sarılmaktan korkuyorum. Ya bırakmazsam.
Seni kızdırıyorum. Hoşuma gidiyor; çünkü ancak o zaman iletişime geçebiliyoruz. Aslında kızmadığını da biliyorum. Kimse bana kızamaz  seni o kadar çok seviyorum ki hırçınlaşıyorum. Yanında başka kız olmasını istemiyorum. Olsa da gerçekten sevdiğin, evleneceğin kız olsun. Dayanamıyorum. Belki de artık aynı ortama girmemeye çalışmalıyım. Aynı ortamda olsak bile seninle konuşmamalıyım, yüzüne bile bakmamalıyım. Uzak durmalıyım. Bunu fark edeceğini pek sanmıyorum. Anlamazsın ki. Anlasan ne olacak ki sanki pehh. Platonik aşk iyi de insanı yoruyor. Pufum ile konuştuk. Bir ihtimal biz birlikte olsak sen beni ben yapan şeyleri köreltirmişsin. Senle birlikte olursam suskun, gülmeyen, hareketsiz biri olurmuşum. İçime kapanırmışım. Belki de doğrudur, belki de yanlıştır; ama değişeceksem senin yanında olmasını isterdim. Bana sarıl, elimi tut yeter. Ben benlikten çıkmaya razıyım.

Hiç yorum yok: