30 Ocak 2011 Pazar

Seni az önce sayılabilecek bir zamanda gördüm. Hatta konuştuk, öpüştük. Bana gülümsedin. Zaten sen hep güler yüzlüsün. Bana karşı da hep kibardın. Benim için ne düşündüğünü merak ediyorum. Hep sinyallere baktım. İpuçları vardı; ama senden hiçbir şey gelmedi. Seninle birlikte olsak nasıl olurduk? İmkânsız olduğunu bile bile hayal ediyorum. Ne yapabilirim ki ben hayalperest bir insanım. Seninle ilgili senin bilmediğin planlarım var. Sana ilk görüşte aşık olmuştum. Soğuk bir aralık gecesi tanışmıştık aslında. Senin üzerinde siyah boğazlı bir kazak vardı, harika gülümsemen ve tatlılığınla. Sen beni unutmuşsun o gece biraz votka içmişsin ve yan etki olarak da beni unuttun. Sonra ben seni kafeteryadaki standta görmüştüm. Seni görebilmek için belki 10 defa geçmişimdir önünden. Fark ettin mi bilmiyorum. Daha sonra da Adı Bahçe’nin orada karşılaşmıştık. Sen bana göz ucuyla bakmıştın. Seni günlerce Facebook’ta aramıştım; ama bulamamıştım. Çünkü adını eksik biliyordum. İkinci tanışmamız 13 Mart tarihinde gerçekleşti. Ben dişçiden çıkmıştım ve konuşamıyordum. Karşımda oturuyordun ve yüzüne bile doğru düzgün bakamıyordum. Aslında sana bakmaya doyamıyorum. Karşıma otursan gözümü kırpmadan günlerce bakabilirim. Ben sana hiç kıyamam. Sakatlandığında senden çok benim yanıyor. Yüzünün o hali ölüm gibiydi. Deden öldüğündeki sesin. Yüreğimden parça kopuyor sanki. Ben seni hem sımsıkı sarmak istiyorum hem de dokunsam kırılacakmışsın gibi geliyor. Ben seni unutmak için her şeyi yaptım. En yakın arkadaşımın senden hoşlanmasına rağmen seni arkadaş olarak göremedim aylar geçti. Hala aynı seni görünce kalbim fırlayacakmış gibi geliyor. Her hareketinden anlam çıkarmaya çalışıyorum. Çoğunda anlam var bence; ama o anlamalar ne kadar doğru bilmiyorum. Ben senden hoşlandığım için mi her hareketini benden hoşlandığına dair bir kanı oluşuyor yoksa gerçekten mi çözemedim. Biliyorum kendimin farkındayım. Ben senin tipinde bir kız değilim. Yanında hoş durmam büyük bir ihtimalle de.
Benden hoşlansaydın bunu belli ederdin diye düşünüyorum. Diğer taraftan da söylediğin bir söz aklıma geliyor “utangacım ben bu konularda” bunu eylül mina için söylemiştin; ama olsun. Çevrende o kadar güzel kız var ki. Sadece yüz güzelliği de değil vücutları da iyi. Sen ise bana “Zayıfla” diyen bir insansın. Oysa bilmiyorsun ki seninle ikinci kez tanıştığımızdan sonra 5 kilo verdim. Aşkın yan etkilerinden biri mutluysan yemeğe ihtiyaç duymuyorsun. Ben senden önce bu kadar etkilendiğimi hatırlamıyorum. Ben belki de senin için yapışkan kız modelindeyim. Seni msn’e ekleyen, mesaj atan kız tiplerine alışıksındır; ama ben bunlara alışık değilim. İlksin. İlk kez bir erkeğe iltifat ediyorum. Bu hiç yapmadığım bir şey tahmin bile edemezsin hem de hiç.
Ben senin ilk olarak dış görünüşünden etkilenmiştim. İstediğim erkekte olması gereken bütün özellikler vardı. Hatta sende fazlası bile var. Sen akıllısın, duyarlısın, ailene çok önem veriyorsun. Okuyorsun. Yani seninle adam gibi ciddi konularda da konuşulabilir. Hayatı geyik olarak görmeyen birisin.
Her şeyi yapabilirsin izlenimi veriyorsun. Gecenin bir yarısı Sapanca’ya gitmek gibi… Yıldızlara bakmak.
Her şeyi belki de ben abarttım. Bir ara benden hoşlandığını bile düşündüm. Hataydı. Benim farkında mıydın onu bile bilmiyorum. Ben senin için işte bana âşık bir salak daha mıydım? Beni ne olarak gördüğünü bile bilmiyorum.
Her dediğin aklımda, her an aklımda kayıt altında. Koluma T çizmen, beni tanıdığını söylemen, Pembe Filomingolar, yüzüğüm, kurtların…
Sırf sana olan hislerim yüzünden takım seçmelerine katılmadım; katılsam seçilirdim diye düşünmüştüm. Şişman olabilirim; yapabilirim diye düşünmüştüm. Ama koça âşık olmak pek hoş karşılanmaz. Üstelik kıskançlıktan çıldırırdım herhalde.
Her gittiğim yerde seni arıyorum. Opel gördüm mü aklıma sen geliyorsun. Arabana bıraktığım nazar boncuğu duruyor mu yoksa bu da ne deyip attın mı? Hep merak etmişimdir. Nazar boncuğunu sakatlanma, göze gelme diye bırakmıştım. Farkında mısın ki…
Ben sana bağlıyım ve senden kurtulamıyorum. O kadar çok savaştım ki kendimle. İnsan kendine söz geçiremiyor. İşte bu yüzden bunları yazıyorum ya oku da hayır seninle mi asla aklından bunları nasıl geçirdin diyerek gülmen için… Belki gururumu ayaklar altına serdim; ama yetti gayri. Duymaya ihtiyacım var. Hayatıma devam edebilmem için duymaya ihtiyacım var.


11.10.10
22:06

Hiç yorum yok: